Godfather Kaç Tane Var? Bir İzmirli’nin Gözünden Bir Espri Turu
Giriş: Zihnimdeki “Godfather”
Bazen her şey bir soru ile başlar. Sadece soruyu sormak yetmez, cevabını da düşündürmek gerekir. “Godfather kaç tane var?” diye sormaya başladığımda, birden tüm hayatımın anlamı kaybolmuş gibi hissettim. Neden mi? Çünkü ben, İzmirli, 25 yaşında, esprili ama bir o kadar da fazla düşünen bir genç yetişkinim. Hayatımda sürekli “neden?” ve “ne zaman?” soruları arasında gidip geliyorum.
Görünüşe bakarsanız, basit bir “Godfather kaç tane var?” sorusu ile ne alaka demek isteyebilirsiniz. Ama bu, tam olarak hayatta her şeyin bir anlamı olmalı, her şey bir yere bağlanmalı düşüncesinin başlangıcıydı. Şimdi düşünün, Godfather’ı izlememiş birini tanıyor musunuz? Cevap evet ise, üzgünüm ama o kişiyle artık görüşmeye başlamayı düşünmelisiniz. O kadar felsefi bir şey değil ama sanki bir sosyal yükümlülük gibi; Godfather’ı izlemeden gerçek hayatı anlamaya çalışmak biraz zor gibi.
İki Dünya Arasında: Godfather mı, İzmir’in Çalışan Gençleri mi?
Hayatımı genellikle bir mizah ve içsel bir sorgulama arasında denge kurarak geçiriyorum. İzmir’de yaşayan bir genç olarak, gündelik hayatın monotonluğundan biraz sıyrılmak için bazen bir filmi tekrar tekrar izlemek gerekiyor. İşte Godfather tam da bu noktada devreye giriyor. Ama şöyle de bir gerçek var ki, İzmir’de bir kafe de oturuyorum; önümüzde arkadaşlarım var ve ben hala Godfather’ı konuşuyorum. İki dünya arasında bir gel-git yaşıyorum.
– “Godfather kaç tane var?” dedim, arkadaşlarım hemen kafalarını kaldırıp baktı.
– “Ne demek istiyorsun? Bir tane var ya!” dedi bir arkadaşım. (Evet, şu an bana baksalar da, içinde “bu ne espri” olduğunu hissediyorum.)
– “İyi de, her filmin bir devamı var. O zaman Godfather’ın kaç tane olduğunu sormam da doğru değil mi?” dedim, kendimi savunarak.
Ve işte bu an! İnsanlar bazen düşünmüyor. Ama her şeyin bir devamı vardır. Ve Godfather’ı izlememiş olamazsınız.
Godfather Filmleri: Bir Bakış, Bir Değişim
Şimdi gelelim asıl konuya. “Godfather kaç tane var?” diyorsanız, cevap oldukça basit: Üç tane var. Ama bu üçün içinde öyle bir hayatın, öyle bir hikayenin yansıması var ki, sadece bir film değil; bir felsefe, bir öğretidir adeta.
İlk film, 1972 yapımı The Godfather, Mario Puzo’nun aynı adlı kitabından uyarlanmıştır. Marlon Brando’nun unutulmaz Don Vito Corleone rolü, tüm zamanların en ikonik karakterlerinden biridir. O kadar ikonik ki, bir gün gerçekten “bağlanmam” gereken bir yere geldiğimde, bir şekilde Don Vito gibi bir “hayır” demek isteyebilirim, kim bilir?
– “Neden bahsediyorsun?” diyebilirsiniz, kabul ediyorum, biraz ciddileştim. Ama Godfather serisi, insanın içindeki gücü keşfetmesini sağlar. Hayat, bazen bir yere gitmek ve insanların seni tanımasını sağlamak kadar basittir. Tamam, belki mafya üyeliğine girmemeliyiz ama bir şeyleri doğru yapmak için her an karar verebiliriz.
Birinci Godfather: Zamanın İhtişamı
İlk Godfather filmi, mafya dünyasında geçiyor ve başlı başına bir sanat eseri. Ama bir şey var, izlerken sadece aksiyon sahnelerine odaklanmak yetmez. Derinlemesine düşündüğünüzde, aile içindeki bağlar, insanın ahlaki değerleri, zamanın ne kadar acımasız olduğuna dair bir bakış açısı yakalarsınız. Bu film sadece mafya üzerine değil, insan ilişkileri üzerine bir başyapıttır.
Açıkçası, zaman zaman “Godfather nasıl bir adam?” diye sorarak kendimi sorguluyorum. Hani, ben de öyle olaylara karışıp işlerimi halletmek istiyorum, ama tabii yalnızca kahvede arkadaşlarımın lafına dalarak. Aslında düşündükçe, Don Vito’nun “Yatmadan önce bir insan ne düşünmeli?” sorusunu kendime soruyorum. Eğer izlemediyseniz, bilmiyorsunuz ama “işin içine” bir şekilde giriyor. Zamanı yönetmek, öngörü yapmak, insanları tanımak…
İkinci Godfather: Bir Efsanenin Devamı
Hepimiz bir şekilde devam filmi hayal ederiz. İkinci film, tıpkı ilk gibi harika bir yapım. Yalnız burada biraz daha dram var ve daha karmaşık karakterler var. Al Pacino’nun Michael Corleone olarak evrimi, gözlerinizin önüne geliyor. Hayat, bazen aileyi korumak ve geçmişin hatalarından ders almakla ilgili değil midir? Michael’ın babasının mirasını devralması, onu ne kadar farklı bir yere getirdi? Hani bazen birilerinin yükünü taşırken, kendimizi unuturuz ya, işte bu film bunun en güzel örneği.
– “İkinciyi beğenmedim” diyen arkadaşım, tabii ki ben, gözlüğümü biraz daha aşağıya indirip şaka yapıyorum.
– “Kardeşim, filmde biraz daha olgunluk var, ona ne diyeceksin?” diye cevap veriyorum.
Üçüncü Godfather: “Neden Üçüncü?”
Şimdi geldik sonuca, üçüncü filme. Aslında, bu film çok eleştirildi, ama hala bazı şeyler var ki, izlenmeye değer. Hani, bazen çok fazla soruyla karşılaşırız ya, işte tam o noktada Godfather III devreye girer. Belki çok iyi değildi, ama yine de bir kapanışa ihtiyaç vardı. Ama bence hala düşünmemiz gereken bir film. Hatta, kim bilir belki bu seriye başka bir devam filmi de gelir diye düşünmek, her şeyin bir dönüm noktası olduğunu hatırlatıyor. “Hayat devam ediyor” diyor, bize.
Sonuç: Godfather Kaç Tane Var?
Şimdi, sorumuza dönelim: “Godfather kaç tane var?” İşte cevap: üç tane var, ama bir de soru var: sadece üç mü?
Zihinsel olarak bir Godfather evreniyle karşı karşıya olduğumuzda, bu sadece film değil, bir hayat felsefesidir. Sonuçta, bu soru biraz daha büyük bir sorunun parçası haline gelir: Hayatın neresindesiniz?
Ve İzmir’de bir kafede arkadaşlarım arasındaki komik sohbetin içinde, Don Vito’nun hikayesi de aklıma geliyor. Bazen sadece bir filmi izlemek değil, o filmi yaşamaktır mesele. Gerçekten “Godfather kaç tane var?” sorusuna cevabı ararken, aslında kim olduğumuzu ve neyi savunduğumuzu bulmaya çalışıyoruz.
O zaman cevap basit: Godfather’lar üç tane. Ama her birimiz kendi hayatımızın Godfather’ıyız.